Hainler İşBaşıNda (HANİF DOSTLAR)

Güncel Trackbackler (0) Yorum ekle   

HANİF DOSTLAR. http://sites.google.com/site/hanifcilikdindegildir/

Hanif=Tek demektir,Tek Allah inancı İslâm dan başka hiçbir inançta yoktur.
Kur'anda '' HANİF '' kelimesi geçen Ayetler.

Buradan yola çıkılarak,İslâm Dinini yıkmaya yönelik,sapık bir akımdır.

Ayetleri kendi kıt akıllarına göre yorumluyarak,''Tek kuran'' diyerek.''Tek Allah'' diyerek,İslâmî değerleri yıkmak,etkisiz hale getirmek için çalışılan.'' HAÇ '' lı zihniyetidir.

 İslamî bilgiden yoksun olan gençleri kandırarak,Hz.Muhammed'den ve onun nurlu yolu olan sünnet ehlinden ve bu ayetleri çarpıtarak Kur'an dan etmeye çalışıyorlar.

(BAKARA suresi 135. ayet

 (Yahudiler ve hıristiyanlar müslümanlara:) Yahudi ya da hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim'in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.

(EN'ÂM suresi 79. ayet)

 Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.

(YÛNUS suresi 105. ayet)

 "Ve (bana) hanîf (Allah'ın birliğini tanıyıcı) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma, diye (emredildi)."

(HAC suresi 31. ayet)

 Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanifleri (O'nun birliğini tanıyan müminler olun). Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir.

(RÛM suresi 30. ayet)

 (Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.

(BEYYİNE suresi 5. ayet)

 Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.

  Nihayet Hain yakalandı.

A´dan Z´ye Hans Von Aiberg masalı

Ali Murat Güven: “Sahte Profesör Hans Von Aiberg” İslâm alimlerini kınıyarak,hatta küfürle itham ederek,güya müslümanların gözünden düşürmeye ve İslâm alemi içinde Fitne-Fesatlık tohumlarını ekmeye çalışıyorlar.''Radyoman ve İskender Ali  Evranosoğlu'' gibi sapıkları taklit etmektedirler..

 

“Sahte Profesör Hans Von Aiberg” 
Tam 25 yıldır Alman profesör ve din alimi diye ortalıkta gezen bir sahtekar ile adım adım onun izini takip edip maskesini düşüren bir hayalet avcısı...
 http://www.hansvonaiberg.org/ .....Ancak Ayberk 2001’den sonra internette oluşturduğu “Hanif İslâm” tarikatında müritlerini motive edebilmek amacıyla beni bir “nefret nesnesi” olarak alabildiğine kullandı....
Ya Bu Sahtekârlar Ne olacak?.

       http://63.231.71.139/forum_posts.asp?TID=5304&PN=1

Siyasetin ÇIrkinlikleri

Güncel Trackbackler (0) Yorum ekle   
ALDATMAK:
(Men reşşe feleyse minna=bizi aldatan bizden değildir-Hadis).
Birinci dönem,AKP ye üye oldum,oğlum gençlik kollarında çalıştı.İkinci dönem yani 22 temmuz seçimlerinde bütün oylarımızı çürüttük.Çünkü AKP ile CHP'nin,MHP ile DTP'nin farkını göremedim.1995 yılında Bir insanın iki dini olmaz,ya İslam veya Laik diyen,Bugün Laikliği seçmişse bu bir aldatmadır.1997 yılında AB ye giremeyiz,Hıristiyan kazanında eriyemeyiz diyen,AB zaten bizi almıyor diyen.Bugün AB ye girebilmek için her çabayı sarfetmektedir.Tıpkı CHP gibi davranılmıştır.CHP her zaman başörtüsüne karşı olmuş.Seçim yaklaşınca çarşaflı kadınları temin  ederek Hürriyetten dem vurmuştur.Bu aldatma siyaseti olmazsa olmazmı?.
Bir insan iki şey için oy verir.
  1. Ma'neviyat ,(Allah katında Tek din İslamdır.) Ayeti, 14 saırdır Hutbelerde  okunmaktaydı.Avrupanın talimatıyla kaldırıldı.Cami,Havra ve Kiliseyle eş anlama getirildi.Halbuki.Hıristiyanlık DİN değildir.Siyasi ve Tarihi bir oluşumdur.Oy oğruna Aleviliği,Cem evlerini İbadethane haline getirmeye çalıştılar,Halbuki müslüman aleviler camilere gidebilirdiler.Bugünkü alevilik anlayışı Din veya Mezhep değildir.Saz çalıp dans edilecekse,Diskotek açabilirler.Bu cümbüşe islam demek,islam dinine hakarettir.
  2. Maddiyat.Halk'a Odun,Kömür dağıtmakla halkın refahını yükseltemezler.Halkın dilenmeye değil,çalışıp hayatını kazanmaya ihtiyacı vardır.Balık vereceklerine,balık tutmayı öğretmelidirler.Sahibi olursa Türkiye zengindir.Eğitim kaliteli olursa ülke kurtulur.

Başka Altarnatifi yoktur.

  1. Maneviyatımız sıfırı tüketti,9.Haçlı seferi çoktaaan başlatıldı.Müslümanlar ikinci sınıf muamelesi görmektedir.Her taraf Allahın kamusal alanı iken,Devletin kamusal alanı olarak ilan ettiler.PKK 'nin af furyası devam etmektedir.APO(Artin Agopyan) benden iyi beslenmektedir.ABD ve AB düşmanlarıyla dost olunmaktadır.Halbuki Allah onları dost edinmeyi yasaklamış.Ve AB ye giremiyeceklerini haber vermiştir.AKP ile ABD ve İngiltere gibi ezeli düşmanlar birlik olarak.islâm alemini kana buladılar.Başta Irakta 1 milyon.600 bin müslümanı katlettilr,400 bin kadının ırzına geçtiler,200 bin çocuğu hapislerde çürüttüler.Irakı yerle bir edip,Kukla devlet kurdurdular.Petrolü ABD ye taşıttırdırlar.İncirlik ve İskenderun ABD için kullandırıldı.Habur kapısı sadece ABD ye çalışıyor vesaire.vesaire.
  2. Maddiyat ise Ülkenin %60'ı inim inim inlemektedir,çünkü IMF'ye bağlı hareket edilmektedir.çoluk çocuğum aç ve işsiz.Adaletin ise A.. sı kaldı.10 milyar maaş alan Vekiller dar gelirliyi düşünemezler.Ekonomiyi çökerttiler.Bu açıkça zulümdür.

Zulüm ile Âbad olanın,sonu berbâd olur.

 


 

Ülkenin kurtulması,İslâm dinine önem vermekle,Kuranı Kamusal alana sokmakla mümkün olur.
Baş örtüsüyle oğraşmak yerine,namazı yasaklamak yerine serbest etmeli,islâm ahlakını gençlerimize öğretmelidirler.Kurtuluş İslamdadır.

HAK Ve ADALET

Güncel Trackbackler (0) Yorum ekle   
Herkese hakkı olanın verilmesini öngören ahlakî ilke. Toplum örgütlenmesinde malların, hakların ve görevlerin veya şereflerin Yeine getirilme­sine denir. Adalet herkesin yeteneğine ve top­lumda oynadığı role uygun olarak dağıtıldığı zaman doğru dağıtılmış kabul edilir. Aynı za­manda, neyin doğru, neyin yanlış (ya da haklı veya haksız) olduğunu karara bağlamak da adalet olarak adlandırılır. Bu, ya haksızlığa uğ­rayanın (mağdur) zararını telafi etmek, ya da haksızlık yapanı cezalandırmak suretiyle yeri­ne getirilir.Genel anlamda "adalet" kelimesi, hükümran devletin kendi uyrukları arasındaki uyuşmaz­lıklar! veya anlaşmazlıkları kanuna göre bir hükme bağlama işiyle ve toplum aleyhine tu­tumları olan yurttaşları kanunlar temelinde engelleyici tedbirler alma İşiyle uğraşan belli bir güvenilir organa bırakma fonksiyonu ola­rak anlaşılır. Bu anlamda adalet terimi, "yargı gücü"nü ifade eden diğer kelimelerle karıştırı­lır. Çünkü modern toplumlarda adalet hem bir faaliyet (adalet dağıtma faaliyeti) olarak, hem de bir teşkilât (bir ülkedeki mahkemeler ve yargı görevlileri) olarak algılanır.Aynı zamanda siyasî adaletten de bahsedil­mektedir. Bir anlamda bütün adalet siyasîdir. Çünkü adalet ister istemez toplumun örgütlenme biçimini yansıtır. Fakat terimin özel an­lamı bunun dışında şekillenmiştir: Bir ülkenin siyasî iktidarına verilecek zararları karara bağ­layacak şekilde adlî organların uzmanlaşması. Siyasî adalet, siyasî kişiliklere karşı olduğu ka­dar siyasî rejime ve onun unsurlarına karşı İş­lenen suçlara da yönelmiştir.Arapça bir kelime olan "adalet", adil kökün­den türemiş ülup bir şeyi yerli yerine koymak demektir. Adalet, zulmün karşıtı bir kelime olarak çoğunlukla "Hak" ile eşanlamlı biçim­de kullanılır.İslam toplumlarında adalet kavramının top­lumsal-siyasal hayat içerisinde işgal ettiği ye­rin kendine özgü bazı nitelikleri olduğu görü­lüyor.İslam toplumlarında adalet terimi, insanın Allah, toplum, canlı varlıklar, maddî tabiat ve diğer insanlarla ilişkilerinin mahiyetini ve da­yanacağı temel ilkelerin doğru tespiti için be­lirleyici bir kriter olarak tanımlanır. "Hukuk" kelimesinin tekil hali olan Hakk'la yakın İlişki­si, insan ve toplum hayatını düzenleyecek te­mel kuralların doğru tespitiyle ilgilidir.İslam, sosyal, ahlakî ve entellektüel özellikleri yanında hukuk alanında da, kendisinin getirdi­ği temel ilişki ve kurallar toplamının adaleti ifade ettiğini savunur. bu, adalet kavramı ve olgusunun tanımda meşru ve anlaşılabilir olabileceğini gösterir. Buna rağmen Kur'anî terminolojide adaletin salt hukukî olmaktan öte, daha geniş anlam­larda kullanıldığını tespit etmek mümkündür: Söz gelimi, eksiklik ve fazlalık bakımından aşı­rılığa karşı orta yolu tutup korumak; hakka ni­yet, doğruluk, eşitlik gibi.İslamiyetin kutsal kitabı kur’anı, adalet olgu­suna tevhid, İman, İslam, takva, salih amel ve ibadet kadar önem verir. Hatta Kur'an'a göre bütün ilahî öğretiler son tahlilde İnsanlar ara­sı ilişkilerde adaleti tesis etmeye yöneliktir. Adil olmayan bir ilişki ve tutum, tanım gereği Allah'ın rızasına ve İslam'a uygun değildir. Çünkü Allah herşeyden evvel, bir şeye hüküm verildiği zaman adaletle hükmedilmesini is­ter. (Nahl; 90) Anlaşmazlığa düşen iki toplu­luk arasında (Hucurat; 9), insanlar arasında vuku bulacak anlaşmazlıkların giderilmesinde (Nisa; 58), her türlü borç, vade, alışveriş, tica­ret ve şahitlikte (Bakara; 282), kadınlara karşı takınılacak tutumun belirlenmesinde (Nisa; 129) adalet, hukukun koruması ve hayata geçi­rilmesi için vazgeçilemez bir ilkedir.Yine İslam'a göre kişiyi veya grupları adalet­ten saptıran ana faktör, kişi veya grubun ken­di istek ve tutkusunu ön plana geçirmesi (Ni­sa; 135) ve Allah'ın gösterdiği şekilde karar vermeyi ihmal etmesidir. İlahî hukukun ön gördüğü İlke, kural ve hükümlere riayet, ada­letin tecellisinin mümkün olan tek yolu ve te­minatıdır.Bu anlamda diğer hukuk sistemlerinde oldu­ğu gibi İslam hukukunda da adaletin anahtar terimi konumunda olduğu söylenebilir.

Din Ve GüNcel Konular

Güncel Trackbackler (0) Yorum ekle   
ADALET ve İSLAM   Hukuku   Kur'an-ıN Emirleri
  Emir ve Yasaklar.
GIRTLAK HOCALARI   İslamı Kullananlar
  KADIN  İslamda    Kadının Önemi
  Muhakeme
  Meşru Muhakeme
  Kadının Namazı   Evinde Olur  Mutluluk   Kur’an Öğren  
  Sesli Kuran Öğren
  ALTI HADİS KİTABI   Hadis Alimleri.
Lanetlikler  Allah Lanetlemiştir   DİN’DE REFORM
  Dinde Reform  Yokyur
  Terbiye  Şiir  Ahlakı Çökertenler

Yezidlik

Güncel Trackbackler (0) Yorum ekle   
YEZIDIYYE

Şeyh Adiy bin Musafir bin Ismail bin Musa bin Mervan bin el-Hasan bin Mervan'a (ö.1160 ya da 1162 Lales, Musul) dayandirilan Islâm disi inanç akimi. Akim üyeleri halk arasinda seytana tapanlar (seytanperest, abade-i iblis) ve çerag söndürenler olarak adlandirilir. Inanç sistemleri eski Iran inanislarinin etkisiyle olusmustur.

Yezidilik'in ortaya çikisi ve adlandirilisi konusunda mezhepler tarihine iliskin eserlerde degisik görüsler öne sürülür. Bir görüs, Yezidî adlandirmasinin Haricilik'in Ibâdîlik kolundan ayrildigi söylenen Yezid bin Ebi Üneys'ten geldigini ve bu nedenle topluluga Yezîdi denildigini savunur. Diger bir görüse göre Yezidî adi, eski Iran inançlarindaki iyilik tanrisi Izd ya da Yezdan kelimesinden gelmektedir. Yezidîlik de Iran ve Asur inanç ögelerinin karismasindan ortaya çikmistir. Çagdas arastirmalar bu görüsleri dogrulamamakta, Yezidîlik'i dogrudan Seyh Adiy ile iliskilendirmektedir.

Seyh Adiy, Umeyyeogullarina mensup, döneminde büyük ün kazanmis bir mutasavviftir. Bölge halkini irsad amaciyla Hakkari'ye gelmis, ölüm yeri olan Lales'te bir zaviye kurmustur. Düsünce ve inançlari bütünüyle sünnî Müslümanlik sinirlari içinde kalmis, kendisinin hadis ehlinden ve selef mezhebinden oldugunu söylemistir. Itikadu Ehli's-Sünne ve'l-Cemaa isimli eserinde sünnî Müslümanlarin inançlarini ve bunlarin kurtulan topluluk (firka-i naciye) oldugunu savunur. Yezidîlik'in temel kitaplari olan Kitabu'l-Cilve ile Mushaf-i Res (Kara Kitap), Seyh Adiy'e isnad ediliyorsa da, arastirmalar bunlarin çok sonralari yazildigini ortaya koymustur. Seyh Adiy'in ölümünden sonra yerine geçen Seyh Hasan döneminde, özelikle Siilerin Yezid bin Muaviye'ye saldirmalarina ve lânetlenmelerine karsilik Seyh Adiy'in izleyicileri Yezid'i savunma adina sünnîligi kötüye kullanarak hem Yezid, hem de Seyh Adiy hakkinda asiri inançlar gelistirdiler. Bu inançlar zamanla Seyh Adiy ve Yezid'in insan üstü varliklar oldugunu savunan Yezidîlik'in temel inançlarini olusturdu.

Kitabu'l-Cilve ve Mushaf-i Res'te açiklanan Yezidîlik inançlarina göre, bütün yaratilmislardan önce Melek Tavus vardi. Abtavus (Abd Tavus) onu kendi seçilmis yolunu aydinlatmasi için yeryüzüne gönderdi. Abtavus,. öncesiz ve sonrasizdir. Yabancilar yaninda asagilanma konusu olmamasi için adi ve nitelikleri söylenmez. Bu inanç, Mushaf-i Res'te biraz daha açilir. Buna göre Allah baslangiçta beyaz bir inci yaratarak bunu Enfer adli kusun üstüne koydu. Kirk bin yil onun üzerinde oturdu. Sonra ilk olarak pazar gününü yaratti. Bu gün, sufi seyhler ile bir tutulan yedi melegin en büyügü olan Azrail'i yaratti. Azrail, Melek Tavus'tur. Pazartesi günü Melek Derdail'i yaratti. Bu da Seyh Hasan'dir. Sali günü Melek Israfil'i yaratti ki bu, Seyh Sems'tir. Çarsamba günü Melek Mikail'i yaratti. Bu, Seccadeddin'dir. Cuma günü Melek Cebrail'i Yaratti. Bu, Nasiruddin'dir. Cumartesi günü de Nurail'i yaratti ki bu da, Fahreddindir. Allah, Melek Tavus'u meleklerin reisi yapti. Sonra yedi kat gögü yeri günesi ve ayi yaratti. Daha sonra, son yaratilan Melek Fahreddin, insan ve hayvanlari yaratarak bunlari hirkasinin yakasina koydu. O zaman meleklerle birlikte inciden çikti ve öyle bir bagirdi ki, inci dört parçaya ayrildi. Inciden akan sularla deniz meydana geldi. Dünya da deliksiz desiksiz, yusyuvarlak oldu. Allah, Cebrail Seccadeddin'i bir kus sekline sokarak saliverdi. O da incinin parçalarindan günesi, ayi, yildizlari, daglari, bitkileri, meyve agaçlarini ve arsi yaratti. Allah, bir gemi yaratarak içinde otuz binyil yolculuk etti, sonunda gelip Lales'e oturdu.

Mushaf-i Res'te anlatilan bir baska yaratilis inancina göre, yer ve gök yaratilmadan önce Allah, karanlik bir uzay durumundaki buharlar üzerinde dolasiyordu. Sonra bir papagan yaratti ve kirk yil ona hükmetti. Sonunda kizdi ve onu öldürdü. Tüylerinden daglar ve kayalar, nefesinden hava, dumanindan gök meydana geldi. Gökyüzünü direksiz diktikten sonra ve kendisi de oraya çiktiktan sonra, kendi nur ve cevherinden günes, ay, fecr, safak, sabah yildizi ve diger yildizlari yaratti. Arkasindan ilki seytan olmak üzere yedi melegi yaratti. Seytan kibre düsünce, cehenneme atildi ve orada yedi bin yil kaldi. Yaptigina pismanlik duyarak öyle agladi ki, göz yaslarindan yedi büyük küp doldu. Allah onu bagisladi, diger meleklere üstün kildi. Ona Melek Tavus adini vererek onunla birlesti. Gözyaslari ile dolu yedi küp, Seyh Adiy'in yeryüzünden dönüsüne kadar cehennem atesini söndürmek üzere orada sakli bulunmaktadir.

Muhsaf-i Res'te bazi yasaklar da yer almaktadir. Yiyeceklerden marul, bakla, lahana, balik, geyik, horoz eti yemek haramdir. Özellikle horoz kutsaldir. Melek Tavus'un Adiy bin Musafir tarafindan tunçtan yapilan dört heykeli horoz seklindedir. Koyu mavi elbise giymek, helaya girmek, hamamda yikanmak haramdir. Hamam ve helalar seytanlarin oturduklari yerlerdir. Seytan, kaytan (ip), satt (sel), ser (kötülük), mel'un (lanetli), lanet ve nal kelimelerinin kullanilmasi da yasaklar arasindadir.

Günümüz Yezidilik'inde önemli degisiklikler görülmektedir. Bugün Allah'in varligina, O'nun yedi kat gögü ve yeri yarattigina, her seye kadir olduguna, evrendeki isleri yarattigi melekler araciligi ile yönettigine inanilmakta, bununla birlikte O'nun en büyük üç melegin Melek Tavus, Seyh Adiy (Adiy bin Musafir) ve Sultan Yezid (Yezid bin Muaviye) oldugu söylenmektedir. Allah, insanlar sapikliga düstükçe, meleklerden birini insan kiliginda onlara dogru yolu göstermek üzere yeryüzüne gönderir. Allah'in binbir adi vardir ve bunlarin en güzeli Hüda adidir. Yezidîlik'te kelime-i sehadet, Seyh Hadi'nin (Adiy bin Musafir) Hüda'nin melegi ve Yezidilerin müsridi, Sultan Yezid'in Hüda'nin melegi, yerin nuru ve insanligin sevinci; Melek Tavus'un (seytan) Hüda'nin melegi ve elçisi oldugunu söylemekten olusur. Bu inanç, aksam yatarken, sabah kalkarken tekrar edilir.

Yezidilik'te baslica dinî görevler namaz, oruç, hac ve zekattan olusur. Namaz, dogus ve batisi arasinda günese dogru yönelerek dua etmektir. Namazdan önce yalniz eller ve yüz yikanarak abdest alinir. Namaz büyük bir gizlilik içinde yerine getirilir. Baskalarinin yaninda ibadet etmek zorunda kalinirsa, eller günese karsi çevrilerek yüze sürmekle yetinilir. Özel ve genel olmak üzere iki tür oruç vardir. Özel oruç, yalniz din adamlari tarafindan tutulur. Bu oruç; Aralik ve Temmuz aylarinda yirmiser ve arkasindan Seyh Adiy'in türbesine yapilan ziyaret sirasinda da kirk gün olmak üzere toplam seksen gündür. Genel oruç, her yezidînin aralik ayi basinda tuttugu üç günlük oruçtan ibarettir. Oruç, sabahleyin günes dogustan hemen önce baslar, günes battiktan sonra sona erer. Gün boyu yemek içmek yasaktir; ancak bir ikram edilmesi durumunda geri çevrilmez, yenilir ya da içilir. Ayrica Hizir-Ilyas için üç gün oruç tutmak da bir gelenektir. Hac, 23-30 eylül arasinda Adiy bin Musafir'in Lales'teki türbesine yapilan ziyarettir. Yezidîlerin en alt tabakasini olusturan müridlere özgü bir görev olan zekât, gelirinin yüzde onunu seyhlere, yüzde besini pir'e ve yüzde iki buçugunu fakire vermektir.

Yezidîler kendi içlerinde sekiz sinifa ayrilirlar. Bu siniflar, yukaridan asagiya dogru, Mir, Baba Seyh, Fakir, Kavval, Seyhler, Pir, Kuçek ve Mürid adlarini tasir. Yezidî inanisina göre Seyh Hadi, dünyadaki görevini tamamladiktan sonra yerine Hala Mira kabilesinden Berekat'i birakmistir. O günden bu güne, bu kabileden birisi Mir seçilir. Mir, din isleriyle ugrasir. Bu kabile üyeleri baska kabile ve siniflardan kiz alip vermezler. Mir, her tür dünya isinde de tek söz sahibidir.

Baba Seyhlik yezidilerin en yüksek fetva makamidir. Mir bulunmadigi zaman ona Baba Seyh vekâlet eder. Baba Seyh saç ve sakalini hiç kesmez, bastan ayaga beyaz elbise giyer. Baba Seyhler yalniz Seyh Fahreddin'in soyundan gelenler arasindan seçilir. Vaaz, telkin, nasihat ve aileler arasi uyusmazliklari çözmekle görevlidir. Sürekli olarak yezidîler arasinda dolasir, sirtlarina giydikleri hirkalari ölünceye kadar çikarmazlar. Boyunlarina meftul denen bir tasma takarlar. Fakir olabilmek için, zaruri haller disinda tek kil bile kesmemis olmak sarttir. Kavuallar, Adiy bin Musafir'in türbesi çevresinde oturan görevlilerdir. Bunlar yilda bir kez Yezidî köylerini dolasir, yanlarinda tasidiklari Melek Tavus heykellerini öptürerek ve çevresinde tavaf ettirerek hac görevini yapamayanlara bu görevi eda etmelerini saglarlar. Bu hizmetlerinin bedeli, yanlarinda bulundurduklari kutsal testilere (serbik) sadaka konularak ödenir. Adani, Semsani ve Katani kabilelerinin üyeleri Seyhler sinifini olusturur. Bunlar okuma-yazma isleriyle ugrasir, irsad eder, cenaze törenlerini yönetirler. Beyaz cübbelerinin üstüne siyah bir külah ve kirmizi bir kusak takarlar. Zekât toplama ve dagitma isini yönetmek seyhlerin görevidir. Pirler, Yezidîlere yol gösteren yaslilardir. Hacca gelenlerin yiyecek, içecek ve diger ihtiyaçlarinin karsilanmasi pirlerin görevidir. Adiy'in türbesine bekçilik edenlerin baskanlarina Kuçek denir. Bunlar da Kavallar gibi Melek Tavus heykelleriyle köyleri dolasirlar. Yezidîlerin en alt sinifini olusturan Müridler, çiftçilikle ugrasan köylülerdir. Ancak kendi siniflarindan kimselerle evlenebilirler. Baslica görevleri, "efendilerimiz" dedikleri üst siniflara hizmet etmek ve vergi vermektir. Yezidîlerde son derece kati olan bu siniflar arasinda geçis imkânsizdir.

Yezidîler, yeni dogan çocuklarini hemen sünnet ettirirler. Mümkün olabilirse ilk hafta içinde, olmazsa iki yasina kadar Adiy bin Musafir'in Lales'teki türbesi çevresindeki zemzem dedikleri suya üç kere daldirarak vaftiz ederler.

Yeryüzündeki toplam sayilarinin üçyüz bin dolayinda oldugu tahmin edilen yezidîler Türkiye'de Mardin'in Midyat, Urfa'nin Viransehir, Siirt'in Kurtalan ve Besiri ile Batman'in köylerinde, Hakkari çevresinde; Gürcistan'da Tiflis, Batum; Azerbaycan'da Bakü ve Erivan'in köylerinde; Irak'ta Singal (Sinçar) daglarinda ve Iran'in muhtelif yerlerinde yasamaktadirlar. Türkiye'deki sayilarinin on bin dolayinda oldugu sanilmaktadir.

Ahmet ÖZALP

Design by N.Design Studio
Hepsi - WeblogTR - Ücretsiz Blog